Sivas’ın Ekim ayını, o keskin ama bir o kadar da insanı dinlendiren sonbahar serinliğini bilir misiniz? Sabah saatlerinde mahalle aralarından yükselen kömür ve odun kokusu, tarihi taş binaların üzerine düşen ilk güneş ışığıyla karışır. Bu şehir, taşın ve tarihin sabrıyla yoğrulmuştur; her köşe başında geçmişin izini, bugünün telaşıyla harmanlayan bir ruh barındırır.
Ancak son günlerde Sivas’ın sokaklarında, caddelerinde dolaşırken insan ister istemez hem şehrin dinamizmini hem de kronikleşen dertlerini aynı anda hissediyor. Kent merkezinde sürdürülen altyapı, asfalt ve yol çalışmalarının yarattığı o kaçınılmaz hareketlilik, bir yandan gelişimin ve değişimin habercisi gibi dururken, diğer yandan günlük hayatın akışında vatandaşa az mı çektiriyor? Sürücülerin kazılan yollarda yaşadığı çile, esnafın “ne zaman bitecek?” sabırsızlığı ve mahalle sakinlerinin haklı sitemleri… Hepsi bu şehrin ortak gündeminin,, kahvehanelerden belediye koridorlarına kadar yankılanan sesini oluşturuyor. Gelişmek, büyümek elbette sancılıdır; fakat bu sancının payına düşen yükü en çok o yollardan geçen, o tozun toprağın içinde yaşayan Sivaslılar göğüslüyor.
Sadece altyapı mı? Şehrin eteklerinde doğanın ve kırsalın kendi gerçekleri var. Henüz dün Gemerek’in Çepni kasabasında yaşanan o talihsiz ayı saldırısı, dağın, köyün, doğanın insanla olan kadim mücadelesini bir kez daha hatırlattı bize. Evine gitmekte olan bir vatandaşımızın yaşadığı korku ve bacağına atılan 17 dikiş, aslında kırsalda yaşayan insanımızın doğa karşısındaki sessiz risklerini gözler önüne serdi. Doğanın dengesi bozuldukça, yaban hayatı ile insan alanının sınırları birbirine daha çok giriyor; tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.
Diğer taraftan, toplumsal hayatımızın sükûneti ve birlikte yaşama kültürü Sivas’ın en büyük teminatıdır. Şehirde o odadan bu odaya koşturan STK temsilcilerinin temasları, yerel dinamiklerin hareketliliği, toplu taşıma zamlarından TOKİ konutlarındaki altyapı ve aidat sorunlarına kadar halkın gündemindeki başlıklar hepimizi ilgilendiriyor. Hayat bir yandan akıp giderken, Sivas Gazete Haber ve Radyo Bora olarak bizim görevimiz de bu sesleri kısık bırakmamak, sokağın gerçeğini eğip bükmeden masaya yatırmaktır.
Sivas, taşında hüzün, insanında vefa barındıran ulu bir şehirdir. Yol da kazılır, sorunlar da konuşulur, eksikler de giderilir; ama geriye kalan bu toprağın insanının birbirine olan bağları ve şehre duyduğu aidiyettir. Gelin, bu sonbahar gününde biraz daha kulak verelim birbirimize. Çünkü bu memleket bizim, bu sokaklar bizim hikâyemiz.
Köşe Yazısı Ahmet Bora
